HUYU GÜZEL OLSUN…
Hep diyoruz ya! Önce eğitim.
Aslında
insanlar için belli bir felsefe olması şarttır. Tüm insanların ağzında
bir özgürlük, insan hakları tutturmuşlar gidiyor. Oysa bütün insanlar
için geçerli olan bir felsefe vardır. Ben kendime sürekli bunu örnek
almaya çalışırım.
‘’Başka insanların özgürlüklerinin başladığı yerde
benim özgürlüğüm biter.’’ Bu nasıl olur demeden önce düşünün. Sadece
kendimiz rahat edeceğiz diye hakkım diyerek kimleri ne kadar rahatsız
ediyoruz. Peki o zaman onların hakkı ne oluyor.
İşte bunlara dikkat
etsek hayat hepimiz için o kadar kolaylaşır ki… Bunun eğitimi okulda
verilmelidir. Evet hepimiz deriz eğitim ailede başlar belli noktalarda
bu doğrudur.
Fakat dikkat edin çevrenizde ilkokula yeni başlamış
öğrenciler vardır, gözlemleyin. Öğretmeninin verdiği bir konuyu hayır
öyle değil böyle diyerek değişik şekilde anlatmaya çalışın. Size
vereceği ilk tepki hayır öğretmen böyle dedi, olacaktır. Bu noktada o
çocuk için anne ve babanın dediği bile bitmiştir. Önemli olan öğretmenin
söyledikleridir. İşte burada öğretmenlerin asıl görevi olan toplumu
şekillendirmek başlamıştır. Öğretmen kapasitesi doğrultusunda bu
fidanları yeşertecektir.
Peki, bu güne kadar bunda ne kadar başarılı
olundu. Burada gaye öğretmenlerimizi suçlamak değildir. Asıl suçlu o
çocuğun aile yapısı ve öğretmenleri bir sistem içine oturtmaya çalışan
bürokrasidir. Öğretmenler bu sistem bürokrasisine direndiklerinde
otomatikman sistemin dışına atılmaktadırlar.
Neticede bende bir
öğrenciyim ve çevremde sıkça gördüğüm yanlışlar mevcuttur. Beni aşırı
derecede rahatsız eden öğrenciye yakışmayacak hareketler olmaktadır.
Okuluma
metro ile gidip gelen bir öğrenciyim yaklaşık günümün 3 saati yolda
geçmektedir. Sabah bakıyorum öğrenci arkadaşım kravatı göbeğine kadar
indirmiş, okul gömleği yarısı pantolonunun içinde yarısı dışında oturmuş
metroda başında yaşlı bir amca dikilmekte, arkadaşım çok çalışkan ya,
almış eline bir kitap okuyor. Gideceği yere varana kadar aynı sayfa
açık. Diğer tarafta bir gurup öğrenci arkadaşım kapının girişine
toplanmış patırdı gırla, binip inecekler zor geçiyor aralarından…
Tamam
bizlerde insanız ve gerçekten sabah erken kalkıyoruz, yoruluyoruz
elbette… Ama yaşlı, hamile veya sakat bir insanın hakkını gasp edecek
kadar da yorgun olamayız…
Toplumu huzursuz edecek, onlara rahatsızlık verecek şekilde hareket etmek biz öğrencilere yakışmıyor.
Karşımızdaki
insanların aman bunlarda adam olacakta biz göreceğiz diye
düşündüklerini bazen o insanların gözlerinden okuyorum. Bizlere saygı ve
sevgi ile bakması gereken gözlerin yerini bize acıyarak ve sitemle
bakan gözler alıyor.
Şimdi bu öğrencinin bütün dersleri 100 olsa o
insanlar için hiçbir anlamı yoktur. Çünkü toplumun bizden istediği önce
iyi bir vatandaş olmamızdır. Kendimizi geliştirip insanlığa ve
vatanımıza faydalı işler yapmamız gerekmektedir. Öncelikle bir öğrenci
çevresine örnek olmalıdır. Toplumda insanların imrenerek göstereceği
bireyler olmalıdır ki, yarın bir konu olduğunda karşısındaki insanlar
onu dinlemeli ve anlattıklarına önem vermelidirler. Kimse saygı
duymadığı bir insanı dinlemez ve söylediklerini dikkate almaz.
İşte
ilkokula yeni başlayan çocuklarında öğretmenlerinin dediğinden çıkmama
çabaları bundandır. Çocuk öğretmenine duyduğu saygıdan dolayı
öğretmeninin her dediğini harfiyen yapmaya çalışmaktadır.
O
yüzdendir ki, çocukların iyi bir insan olarak yetişmeleri öğretmenin
elindedir aslında… Bu yüzdendir ki, benim düşüncem okullara daha
ilköğretimin başından itibaren hem milli kültür hem ahlaki kültür
dersleri konulmalıdır. İyi bir insan yetiştirmek milli eğitim tarafından
belirlenen ilk amaç olmalıdır.
Günümüzde gelinen nokta hepimizin
gözleri önündedir. Siz büyüklerimiz hep beraber şikayetçisiniz vurdum
duymaz, uçuk bir gençlik var diye… Buna sonuna kadar katılıyorum. Evet
istisna gençlerimiz mevcut ama genelin durumu rahatsızlık verici işte bu
yüzden birlik ve beraberlik içinde hareket ederek bu yanlışlığı
düzeltmeye çalışmalıyız.
Kendine çeki düzen veren topluma saygılı
gençlerimiz çoğaldıkça toplumsal düzen daha üst seviyelere çıkacaktır.
Ve inanıyorum ki, toplumda yara haline gelen bir çok sorun bu sayede
düzelecektir.
Bu gençlerin çoğu bunu başta bir özenti olarak
başlayıp sonrasında huy haline getirmişlerdir. İşte bizlere düşende kötü
huylar kazanmak yerine iyi huylar kazanmaya çalışmaktır.
Burada siz büyüklerimize düşen görevde biz gençleri bu yolda yönlendirmek ve teşvik etmektir.
Atalarımız boşuna dememişler; kendi değil huyu güzel olsun diye…
Burçak YAZICI'dan
SEVFİLER...